
6 Ekim 2009 Salı
DAYS OF THE WEEK

4 Ekim 2009 Pazar
UNUTURSUN

2 Ekim 2009 Cuma
CAME BACK AT LAST
Tatilden dönmenin neresi sevindirik,şöyle ki;geride bıraktığım bi dolu insandan sevdiklerimin beni özlediklerini görüp kavuşma ve geçen zamanda olanları canhıraş anlatma telaşı,sevmediklerimin ise göz hapsine aldıkları bir arada en kıskandırık en nispet haliyle enerjimi gözler önüne sermek ve dahası...
Ohoo ben gideli neler olmuş neler..Ya benim gittiğimde kendime kattıklarım,sırra kadem bastıklarım;)
O değil de (!) bugün player'ı gördüm,Görgülü'nün önünde bir süre görmez gözleriyle birilerini aradı,sonra hızla gitti.O sırada içimden çok hınzırlıklar geçti.Hazırlıksız yakalamak gibisi yoktur.Neyse dedim şağlık player bugün şanslı günündesin içimdeki yaramaz çocuğu pışpışlayıp enerjimi yarına saklayayım dedim mübarek gün ;)
Çok fırlama olasım var,her ne kadar kendimi dizginlesem de alçalan yükselen yayım şahlanmış bir kere...
13 Eylül 2009 Pazar
JİGSAW

Saatlerce bir karakutunun başına oturup,yemek yemeden,tuvalete gitmeden(çişini tutabildiği kadar tutarak),çalan telefonları umursamadan bir sezon bitiren ve bunu ertesi gün iyi bir haltmış gibi anlatan tiplere sinir olurdum.
Şimdi onlardan biri oldum.
Kendimce haklı mazeretlerim olmasa bunca yadırgadığım,ayıpladığım birşeyi yapmazdım değil mi(!)Kabul ediyorum mazeretler derken aslında tek bir mazeretim olduğunu...
Her bölümde birer ipucu bulan ve parçaları birleştiren bir dedektif gibi hissediyorum kendimi.Her bulduğum ipucundan sonra ''bingo'' deyip ilgili parçalarla birleştiriyorum.Duvardaki kılıçlar ve cockamouse gibi.
İlk sezon bitiminde bu diziyi izlemek için değil de;izlemek için neden bu kadar geç kaldığıma bir mazeret bulmam gerektiğini hissettim.
Şimdi;ne yaptığımı soranlara neden cevap olarak ''bilmiyorum,bilgisayara bakıp bakıp kahkaha atıyor''dendiği anlaşılmıştır umarım.
Aylakçılık dizboyu,öyle.Yağmurlu günlerde film izleyip miskinlik yapmak gibisi yok
7 Eylül 2009 Pazartesi
KAOS

3 Eylül 2009 Perşembe
ZAMAN GEÇİYOR

Hem de nasıl...
Biz dar zamanlara sıkışmış şu sınavlar da bitse,haftasonu da gelse,yaz olsa izne çıksam derken ve bu arada zaman geçmiyor gibi gelse de;geliyor da geçiyor hızla.Hayalini kurduğumuz,uzak gibi gelen şeyler anı olup kalıyor geride.
Nasıl mı anlaşılıyor kaybedilen zaman (kayıp olarak görmek ne kadar doğru bilinmez)?Zıpır günlerinde , uzanmış tavana bakıp benzer hayaller kurduğun can arkadaşın kucağında bir bebekle çıkınca karşına.İlk etapta doğal algılıyorsun.(yadsıma)Sonra bir şimşek çakıyor beyninde.(İşte bu farkındalık anı)Aha...Tuhaflık nerede?Zihninden saymak yetmiyor bir de parmak hesabı yapıyorsun.Eyvahlar olsun!Hafızanın sana dün gibi anlattıkları aslında altı yıl evvelmiş.Önce bir şaşkınlık dönemi ağzı açık duruma dumur olmuş;bu kadar yıl geçerken ben ne yaptım diye düşünüyorsun.Ardından korku dalgası.Bu kadar hızlı geçerken yetiştirebilecekmiyim istediklerimi zaman dolmadan diye..
1 Eylül 2009 Salı
HOPE UP
