3 Mart 2010 Çarşamba

CEMRE


Zihnimi açtım 3. cemrenin içime düşmesini bekliyorum.Zira çok üşüyorum...


Balık burcunun etkisinden midir bilinmez aşırı duygusal-ağlak oldum.Ota b*ka gözlerim dolar oldu.Mart ayında aşka gelen kedilerin azgın inleme seslerinde bile üzülecek birşey bulacak kadar vahim boyutta duygusallığım!


Yarın hava 15 derece imiş.Aman ne hoş! Sabah 8 akşam 6 kapalı ortamda çalışan biri olarak bu durum da ne yazık ki benim ve benim gibiler için bir mutluluk kaynağı yaratamıyor.Oysa ne çok ihtiyacım var güneş ışığında kemiklerimin ısınmasına.


Eve gelirken bunları düşündüm.Hava sıcacık olsa.Yalınayak toprakta yürüsem.Hatta bütün vücudumu toprağa gömsem deniz kenarında kuma gömer gibi.Birsürü mineral vardır diyerekten.Sonra bunun pek de iyi bir fikir olmadığını da düşündüm.Toprak nemlidir hem o kadar steril toprak nerde.Birsürü larva,fosil ığğğğğğğğğğ!


Neyse,her zaman ne derdik ''mutluluk içimizde''.Sevinilecek bişeyler mutlaka vardır.Ben bi içime bakıp geliyorum...

10 Şubat 2010 Çarşamba

Buyur Burdan Yak!


Sinir harbi içindeyim.Coşkusal yazılar yazma ümidiyle baktığım blogumda,çakma versiyonuma rastladım.Ne ayak anlamadım.İşi gücü bırakıp önce ismimi ''atropa bella donna makarena'' olarak ti' ye alma suretiyle benim cancanıma yazdıklarımla alay etme cüretini gösterebilip kendini saklı tutma cesaretsizliğini sergileyen amaçsız şahıs!Bu yazımı sana ithaf ediyor,söyleyecek çok söz bulduğum halde senin bu şekilde tatmin olacağını umarak hepsini kendime saklıyorum.
Beter ol!

4 Şubat 2010 Perşembe

CHANGİNG

Herşey hızla değişiyor.Belki de ben öyle istediğim içindir.Değişmesini istediğim için.Ve bu değişim korkuyla beraber bir iç huzuru yaratıyor.

1 Şubat 2010 Pazartesi

ÖNYARGI


Hiç bahsetmiş miydim bundan?Önyagıdan.Herşeyden önce geldiğinden ve herşeyi ezip geçtiğinden.

Yenilenmek arınmak ve iyileşmek istedikçe önyargıların pençesine düşmekten ya da.Sahiplenilen en temel duygunun içtenlik,sevgi,anlayış,sabır değil de önyargı olduğundan.Bahsetmiş miydim?Anlatayım öyleyse.

Madalyonun görünen yüzünden ilk kararı verip kalemi kırmak var ya.Budur ilk emaresi.Kesilip biçilir en uygun kumaş.Ucuzsan ucuz,değerliysen en bulunmaz olanından.Tabi değer mevzusu apayrı bir uzmanlık alanı.Bunun da kriterleri efendime söyleyeyim iş,gelir durumu,eğitim,aile,memleket,hobiler ve diğer kültürel etkinlikler olarak gösterilebilir.Cv alındıktan sonra uygun kategorideki uygun rafa yerleştirilir.Ölçüm işi bitmiştir.Hangi kumaştan ne kadar olduğu ilk görüşmede belli olur mesela uzman gözüyle.

Madalyonun diğer yüzünde-derinde-ne var merak konusu değil ancak değinmekte fayda var kazanım açısından.Kazandığını zannedebilirsin zira kaybederken.Özlük haklarına değinmeden tarafsız ve şeffaf olmalısın yoksa layık gördüğün kumaş çeker,yazık olur.Eleştiriye kapatmalısın vesveselerini.

Kim neyi neden yaptı,nerden nasıl geldi?Bunlar hep iyi birşeyler bulmak üzere yol gösterici olmalı.İpe götürmek için ipucu kıvamında değil.Zaten olsun istedikten sonra gözündekini oldurmaya da öldürmeye de mazeret çok bulunur.

31 Ocak 2010 Pazar

YEŞİL İSTANBUL PAPAĞANI'NA İTHAFEN


Uykularımdan kaçar oldum iyi mi

Ve bir yeşil İstanbul papağanını kıskanacak kadar çalıntı hayallerim var

Korkuyorum ilişmeye iletişmeye

Eski bir dostmuydu

Yoksa silindim mi hafızasından selamı kesecek kadar

Uzak durmayı uygun gördüyse benden kendine

Saygı durmak gerek

Mesafeye de sevgiye olduğu kadar

Biryerde nefes aldığını bilmek bile

En güzel işaret

Mutluluk kimine küser kimine başlar
Son sözlerim yeşil İstanbul papağanına...


PATİ


Yine agresif yine sinirliyim(anlatım bozukluğu mu oldu bilmiorum da pekiştirmeden doğru ifade edemezdim şu anki halimi).

Gerçekte çoğunlukla öyle olmadığım halde.Ya eğlenmeyi seven mizacımdan,ya yıldızımın gücünden,ya da daha önce de yazdığım üzere mutsuzluklarımı paylaşmaktan pek de hoşlanmadığım için.

Ve fakat nasıl Tanrı'ya genellikle başımız sıkıştığında,dara ya da çıkmaza düştüğümüzde yakardığımız gibi ben de sana (sevgili blog) her dara düştüğümde anlattığım gibi negatif iyonlarımı;mutsuz,nursuz bir insan eşgali veriyorum her seferinde.

Neden mi sinirliyim?Sözün özü bu aslında da özlemişim ya yazmayı coştum yine dalgalanıyorum sadede gelene kadar.
Empati kurmak gerekir ya hani her zaman,üzülenle üzülmek,sevinenle sevinmek,seveni sevemesen de huyuna gitmek.En güzel paylaşım budur ya!İşte bu noktada suistimalin daniskasından nasibimi aldığım için.

Eskiden şöyle olurdu bende;yaşarken farkına varmazdım da almam gereken derslerin,bir süre geçip sindirdikten sonra dank ederdi kıssanın hissesi.Artık kendi hayatıma krokiden bakıp analiz ediyorum ki sindirmeden tükürüyorum ağzımın tadı kaçmadan.
Kendi derdini unutup dertlenirsin çok içten yapıldığını sandığın bir iç dökmenin üzerine.Kaskatı durup objektif olmak yerine içlenir kadın kısmısı çoğunlukla.Bunu bilen ve kendine iş edinmiş olan ise senin kabuğuna çekilmiş olmanın farkına vardığı ve aslında dış dünyayla pek içli dışlı olmaya niyetli olmadığın halde herşeyi ezip geçer konuyu döner dolaşır kendine getirir.Karşılaştığın ve beklemediğin içtenliğine (güya) dayanarak kendini hacı-hoca ilan eder.

Sen de tarafsızlığının (ne onun gibi olabilmişsindir çünkü ne de kendini savunabilmişsindir) altında ezilip nacizane bir savunma beyan edersin.

Bilir kişidir ya zat-ı muhterem o kadar da değil haddini aştın türünden açılım üstüne açılım yaparak dumur zelzelesine tutar.

İçtenlikten ve özgünlükten uzak duygusal çözünümlerinin de adresini verir alıntı olmasına umursamayarak

Empati oluverir sana Antipati

14 Ocak 2010 Perşembe

HEADACHE



Sayılı gün geldi geçti.Bana da yol göründü.Felicity den sonra göçmen kuşlar kervanına katıldım sonunda.Az da olsa-1 hafta kadarcık-bir süredir içinde bulunduğum keşmekeşten sıyrılmama kafa dağıtmama yeter şimdilik.


Yorgun ölmek deyiminin hakkını verecek kadar tozuttuktan sonra-Tanrım nedir bu baş ağrısı ne düşünebiliyorum ne konsantre olabiliyorum içimden gelenlere-vesselam sağlığım teklemeye başladı.