31 Temmuz 2009 Cuma

MANİPÜLASYON


Bu sabah 7:30 civarı Koşuyolu parkında güvercinlere sabah kahvaltısı münasebeti ile aldığım formdan hediye ederken düşündüm de.Tevekkül de vardır muhakkak,ancak küçük manipülasyonlar olayların gidişatında muazzam değişiklikler yaratabiliyor.Bugünden itibaren geriye doğru sararak süreci yeniden düşündüğümde ayrıntı gibi görünen bir 'an' şuanki konumu çok farklı bir hale getirebilirdi.Keşke lik bir durum değil sadece bundan sonra olacaklara küçük müdahalelerle istediğim şekilde biçimlendirebilirim.
write own destiny
Bütün bunları düşünürken kuşlar bir bir dağıldı.Ve i pod da çalan şarkı manidar;
...işte ben böyle öldüm
gittim kendimi gömdüm
sonra toprağa sordum:
dünya böyle değildi?
toprak dedi sen kördün...
P.S. içime bu kadar işlemiş,kendimle haşır neşir dünyadan bir haberken biryerlerde herşeyin yolunda gittiğini görmek ne güzel.Ninja'ya...

28 Temmuz 2009 Salı

WİCKED GAME


Hazırlıksız yakalandım oyununa...Hamlesini yapmak için tam bir yıl bekledi.Faka bastırmak ve alt etmek için rakibini,sabır şart.Zira sabırlı bir player kazanmayı hakeder.
Bir zamanlar aynı tarafta iken şimdi karşı karşıya gelip rakip mi olmuştuk.Neyi yarıştırıyoruz?Egoları mı yoksa daha kutsal birşeyler kalmışmıdır aramızda?
Zaman geçiyor diyor kozunu edinmiş.Kartlar açıkmış bu sefer,tek kaşım itiraz ediyor.
En soğuk kanlı yüz ifademi takınıp flush royale i açana kadar zaferinin tadını çıkarmalı...

22 Temmuz 2009 Çarşamba

HAMUŞ


Bir şarkı,bir film,bir kitap ya da sadece bir kare aşkın yokluğuna inanmışken nicedir,kolaylıkla kandırabiliyor biryerlerde birzaman varolduğuna.Şimdi yoksa bile belki de çok eskiden vardı.Yoksa nasıl kusursuz tarif edilir bilinmeyen bir duygu.

Edward ile Bella nın yanıp tutuşurken kavuşamayan bedenleri mi aşk ya da Elif Şafak ın tarif ettiği türden bir nirvana mı?

Limon çiçekleri bile olabilir,kimbilir...

14 Temmuz 2009 Salı

PANTUFLA

Ösym nin sitesine sinir oluyorum,ne zaman önemli bi iş olsa acilen yapılması gereken,kilitlenmek zorunda mı?Acaba sadece bizim ülkemize has bir durum mu,network ün başarısız yapılanmasından ibaret mi günlerdir çektiğim çile?

Dün akşam 8 sularında (ne alaka sularla halbuki değil mi?) zat_ı muhterem in birisi-onu bu şekilde onurlandırıyorum mailimin içeriğini merak edip beni onore ettiği için-2 kez hotmail adresimin şifresini kırma girişiminde bulunmuş!Başarabilmiş mi?Hayır başaramamış.
Msn in anasayfasından hotmail e tıklayınca sağ üst köşede çıkan kıvırcık uzun saçlı,mavi piti kare gömlekli,elinde bilgisayar tutan çocuk ne hoş,onu görünce ne yapacağımı unutuyorum bakmaktan.Öyle abazanlıktan falan değil fesat zihniyet.Çok tatlı,sevimli,kendine has,bir de objektife bakmadan durması takdire şayan.Eh şimdi kıskanılmayı haketti.
Neredeyse 20 gündür yazmamışım.Sonuncusu tatile gitmeden önceki güne ait,nitekim ruh halimdeki çatlak,durumu ayan beyan ortaya koyuyor.Geçen süre boyunca çok yazdım,çok okudum ve çok konuştum kendi kendimle.Özellikle yol hikayeleri adı altında bir kitap çıkardı belki her an yazdıklarımı koruyabilseydim son 4 haftasonu yolculuk yapıp 1860 km yaptığım düşünüldüğünde.Günlük tutmaktaki beceriksizliğim gibi eskizlerimi korumayı başaramadığım için ve sonradan olma değil spontan yazma taraftarı olduğum için olamadı.
Bir taraftan gezip tozup eğlenmek isteği ile içim coşup taşsa da bunları yapacak enerjiyi bulamıyorum kendimde.Uzun zamandır ruhuma hakim olan kırgınlığımın sebebini sorsalar utanırım söylemeye,etrafta çok daha kayda değer sorunlar kol gezerken.
Pantufla ne mi?Yeni buldum ve telafuzu çok hoşuma gitti.Ayak yapmak,kandırmaca gibi bir anlamı varmışmış.Belki de bir ekşi sözlük yazarının uydurmasıdır.Konuyla ne alakası mı var?Çok...


27 Haziran 2009 Cumartesi

LONELY İN CROWDED


İnsanın kendi ölümünü görmesi kadar korkunç birşey yokmuş.En azından şuanda öyle hissediyorum.Kalp krizi,hastalık sonrası vs ile olsa ecelim gelmiş der bir nebze olsun kabullenirdim belki ancak hayata sımsıkı bağlı birinin intihar gibi kendi isteğiyle hayatına son vermesi ve ardından tüm sevdikleri etrafında kayıtsız dururken yeniden canlandırılmasını izlemek acıların en büyüğü.(yada en büyüğünden bi öncekidir,en sevdiklerimden birini görsem bu konumda kendi ölümümden daha çok acı verirdi)


Hala boğazımda bir düğüm,tüylerim diken diken gördüklerimi son bir kez düşünüyorum.Vapurdayız,hava çok soğuk (ya da hava iyi de su çok soğuktu,boğulmadıysam da donarak ölmüş olmalıyım) Yedi yıldır görmediğim tüm lise arkadaşlarım oradalar.Hep birlikte biryere gidiyoruz.Gayet keyifli anın tadını çıkarırken birden birşey beni çok rahatsız ediyor.Kimse benimle konuşmuyor.Herkes birbirine dönmüş birşeylerden bahsediyor.(gerçek olmadığı nerden belli,normalde olsa bu beni hiç rahatsız etmez.Bir şekilde konuyla alakam vardır,yoksa dahil olurum,olamamışsam edepli edepli oturur dinlerim)E be salak o zaman uyansana işte rüya bu deyip açsana gözünü.Yok!Ya merakımın kurbanı oldum izledim,ya da gerçekten inandım böyle birşeyin olabileceğine.O kadar üzülüyorum ki bu duruma koşarak denize atlıyorum,sonra malumunuz film şeridi geçiyor,kısa ama bir o kadar uzun.Bundan sonra gördüklerim tam bir karmaşa.Arkamdan birileri atlıyor belki görevli belki ölmemi istemeyen birileri.Çıkarılıyorum denizden,ruhun bedenden ayrıldığının tartışmasız ifadesi olan beyaz ve boş bir ifade var yüzümde.Etrafımdaki kalabalık kafası kesik tavuk gibi dolanıyor etrafımda (hoca öyle derdi panikten ne yapacağını bilemeden koşuşturanlara) Üzerimdeki ıslakları çıkarmışlar,birileri şiddetle göğsüme basıyor yaşatabilmek için.Tabi bende zerre acı yok sadece içimi çeke çeke ağlıyorum.Dikkatli baktıkça ablamı annemi de görüyorum kafaların arasında öylece donup kalmışlar.O andan sonra iç çekmem haykırmaya yada-bu yetmez tarif etmeye-böğürmeye dönüşüyor.Çok geçmeden rüyamdakinin yüzde biri bir ses ve hıçkırıkla uyanıyorum.


Bir süre daha ağlamam devam etti etkisinden sıyrılana kadar ve her enteresan rüyamın ardından düşündüğüm gibi bu rüyaya neyin neden olmuş olabileceğini düşündüm.Önceki gün Akile teyzenin baktığı fal geldi aklıma,her seferinde yaklaşık aynı şeyleri söyleyip gülmemize rağmen bu sefer bir süre gözgöze gelip sessiz kaldık ''kızım senin için ağlıyor'' demeden önce.O öyle değil mi der gibi kaş altından baktı ben yaramazlık yaparken yakalanmış kız çocuğu gibi şaşkın.(Adam Fawer in Empati sinde der ki yüzdeki her kas hareketinin ayrı duygulara karşılık gelen anlamı varmış)Fal bakmak için öyle ulvi güçlere ihtiyaç yok.Biraz annelik içgüdüsü herşeyi çözmeye yetermiş meğer.
Sonuç olarak şimdi sorsalar nerede ölmek istersin diye hani insan en sevdiği yerde ölmek ister ya,vazgeçtim denizde ölmek iyi bir fikir değil.Ailemi arkadaşlarımı çok seviyorum bunu bir kez daha anlamış oldum bir de yaşamayı...

25 Haziran 2009 Perşembe

RUH YOK


Bundan önce derme çatma ufak bir sarayın kraliçesiydim.Öyle saray mı olur demeyin,bizim yaşımızdayken le başlayan safsatalarımı sallamayayım şimdi.Cunbalarından envai çeşit nebatat bulunan sokağa girince nefes alır,mavilerin arasındaki çizgide bir yelkenli gördük mü şenlenirdik.
Şimdi ne mi oldu?Zamanla beraber insanlarla mekanlar da değişti.Artık heybetli şaşaalı bir saraya geçtik.Birşey eksik dedim,perdesi yok dediler,yok birşey eksik dedim,halısı örtüsü yok dediler.Hepsi tamamlandı,yok yine eksik dedim.Arkalarını dönüp eh memnuniyetsiz kraliçe dediler.Ayıp ettiler.
Mesele manifatura,züccaciye değil mirim,ruh yok dedim,diyemedim.Ruh da ne miymiş?Bu yeni sarayın önünden sabahları simitçi geçmez,öğleden sonra onun yerini eskiciler almaz.Hafta sonları akordiyon çalan dilsiz de yok.Selam sabah hak getire,rica minnet değil emrivaki baskın yeni sarayda.Samimiyet değil resmiyet hükmediyor halka.Kuralları da var hem önceden yazılmış çizilmiş uymak zorundalık var.
Hal böyle olunca yenilik,modernlik yetmiyor bana.Ruh yok işte yok,yok!Anılarımızı eklersek zamanla ruhu olur mu edinir mi bu yeni saray?

18 Haziran 2009 Perşembe

GÖZLEM


Beni tanıyan birinin yazdıklarıma inanmaması gayet doğalmış ya da beni tanımayan birinin yazdıklarıma binaen benim suratsız,melankolik,mutsuz,pesimist biri olduğumu düşünebilirmiş.Öyle dedi.Haklı.Ne diyebilirim ki.Gözlem konusunda başarılı insanları herzaman takdir etmişimdir.
Mutluluklarımı paylaşmakta başarılı olduğum kadar mutsuzluklarımı paylaşma konusunda o kadar rahat değilim.Çoğunlukla utanıyorum ağlak halimden.Bu nedenle içime atıp dertlenmem abartmam olumsuzlukları desem de (zira alçalan yükselen yay ım bu duruma asla izin vermez) belki farkına varmadan belki de çok bastırık altında kaldığı için rüyalarımda ya da yazılarımda su yüzüne çıkıyor olmalı bu durum.
Velhasılı onun da tespitte bulunduğu üzere optimist biriyim.Onun beni böyle görmesine sevindim...